Üsküdar Mimar Sinanı Anma Alanı Projesi
İstanbul, TURKEY
İŞVEREN
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
YAPI TİPOLOJİSİ
Meydan / Anma Alanı/Kamusal Alan Tasarımı
ALAN
12.000 m²
YIL
2021
YAPI STATÜSÜ
Concept
+Ödüllü Proje
♦ Eşdeğer 1.Ödül
ilk “yüzleşme”.
Sinan’ın mesleki kariyerinde İstanbul ile ilk yüzleşme anı son derece dramatik olmalıdır. Her şeyden önce devşirildiğinde ergenlik yaşlarında olan, zihni daha yeni yeni gerçek dünyayı olanca çarpıcılığıyla algılamaya başlayan genç Sinan’ın büyük olasılıkla o güne dek hiç ayrılmadığı sıradan bir Anadolu nahiyesinden kalkarak, imparatorluğun başkenti, Osmanlı padişahının hanesinin bulunduğu ve geniş bir coğrafyaya hükmettiği “efsanevi” payitahta getirilmesi olağanüstü bir zihinsel dumur yaratmış olmalı. Zira sadece imparatorluğun mutlak iradesi Osmanlı padişahının fiziksel varlığı değil, her dönemde bulunduğu coğrafik konumu nedeniyle dillere destan olan İstanbul’un denizle kurduğu olağanüstü ilişki de bu zihinsel tutulmada etkili olmuş olmalıdır. Sinan’ın o güne dek, memleketinde gördüğü geniş ovalarla yarışacak boyutlarda bu kadar büyük bir su kütlesi görmediği açıktır. Belki de “içinden nehir geçen” bu büyük şehir onu ilk etkileyen, şaşkına çeviren en etkili manzara olsa gerektir. Durum, Anadolu kasabalarından toplanarak birlikte yollara düştüğü, yol boyunca tanışıp kaynaştığı diğer devşirme çocuklar için de farklı değildir. Bu olağanüstü coğrafya ile göz teması kurup, uzunca bir süre yaşadığı şaşkınlıkla karışık dumur halinden sıyrıldıktan sonra, uzaklarda, bir dil gibi denize uzanan şehrin derin ayrıntılarını fark etmiş olmalıdır. Denizden hafif bir eğimle yükselen yamaca dağılmış, Sinan’ın o güne dek hiç görmediği kadar çok kırmızı çatılı evin arasından yükselen devasa birkaç tepecik hemen dikkatini çekmiş olmalıdır. Bunlardan, denize uzanan bu kara parçasının en uç noktasındaki tepeciğin aslında bir cami olduğunu fark etmesi fazla zaman almasa da, bunun, görkemli kubbesiyle neredeyse şehrin geri kalanını da kanatları altına alan Ayasofya olduğunu çok sonra öğrenmiş olmalıdır. Bu, Sinan’ın payitahtla ve Ayasofya’yla ilk “yüzleşme” anıdır ve Abdülmennan oğlu Sinan’ın aklının ucundan dahi geçmeyecek, “ t e v a f u k ” larla onu imparatorluğun hassa mimarbaşı yapacak tuhaf hikâyenin de başlangıcı gibidir. Mimarbaşı Sinan yıllar sonra kadim başkent Edirne’ye Sarı Selim’in emriyle diktiği Selimiye ile efsanevi Ayasofya’nın kubbesini “altı zira yüksek ve dört zira derin” yaparak geçer ama derin bir “ t e v a z u ” hissiyatı içinde gelecek nesillerden aciz bir kul olarak vefa beklentisini de şu sözlerle dile getirir: “Ümid ederim ki; geçen zaman içinde ve devran değiştiğinde eserlerime bakanlar gayretimi, çabamı görüp beni insafla yargılasınlar ve hayır dualarıyla ansınlar.”


Paşa Kaya
Cemil Hamdi Okumuş
Ezel Yağmur Çebi Okumuş
Ömer İskender Tuluk
